iSlami Sohbet Odalari
09-29-09
09-29-09
02-03-10
02-02-10
01-14-10
Ateistler, kendi aralarında âyetlerde çelişki aramışlar. Bazı âyetlerin çelişkili olduğunu iddia ediyorlar. Ateist postuna bürünen misyoner diyor ki:
Sual: İnsanın yaratılışı, Kur’anda çamurdan, topraktan, sudan falan denilerek on çeşit farklı ifade vardır. Bunlar çelişki değil mi? İşte âyetler:
1- Döllenmiş Yumurta
O, insanı alekadan yarattı. (Alak 2) [Aleka’yı, embriyo, döllenmiş yumurta veya kan pıhtısı olarak tercüme edenler oluyor.]
2- Nutfeden
O insan, [rahme] akıtılan meninin içinden bir nutfe [sperm] değil miydi? (Kıyamet 37)
Rahimlere atılan meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa biz mi? (Vakıa 58-59)
O, insanı bir damla nutfeden [spermden] yarattı. (Nahl 4)
Biz insanı katışık bir nutfeden [sperm ile ovumun birleşmesinden] yarattık. (İnsan 2)
3- Sudan
Her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? (Enbiya 30)
Allah, her dabbeyi [her hayvanı, her canlıyı] sudan yarattı. (Nur 45)
Sudan bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyete dönüştüren Odur. (Furkan 54)
4- Topraktan
Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi. (Al-i İmran 59)
Sizi topraktan yaratması, Onun [varlığının] delillerindendir. (Rum 20)
O sizi yerden [topraktan] yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı. (Hud 61)
Sizi yerden [toprakta] yarattık; yine sizi o yere [toprağa] döndüreceğiz. (Taha 55)
5- Balçıktan
Biz insanı, kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık. (Hicr 26)
O sizi çamurdan yarattı. (Enam 2)
Biz insanı süzme çamurdan yarattık. (Müminun 12)
O, insanı, pişmiş [tuğla gibi] bir balçıktan yarattı. (Rahman 14)
6- Toprak ve Meni
Allah sizi topraktan, sonra meniden yarattı. (Fatır 1)
Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayan Odur.
Sonra onun zürriyetini, değersiz, hakir bir sudan [meniden, spermden] üretti. (Secde 7,8)
7- Topraktan, nutfeden, alekadan
Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüpheniz varsa, [bilin ki] biz, sizi topraktan, sonra nutfeden [spermden] sonra alekadan [embriyodan] sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yarattık. (Hac 5)
Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alekadan [embriyodan] yarattı. (Mümin 67)
Allah sizi topraktan, sonra nutfeden [spermden] yarattı. (Fatır 11)
8- Aşamalardan geçerek
Sizi merhalelerden [aşamalardan] geçirerek O yarattı. (Nuh 14)
9- Tek nefisten
O, sizi bir tek nefisten [Âdem’den] yarattı. (Enam 98, Zümer 6)
Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. (Hücurat 13)
10- Yoktan yarattı
İnsan düşünmez mi ki, o hiçbir şey değil iken biz onu yoktan yarattık. (Meryem 67)
CEVAP
Ateist bunları meallere bakarak yazmış. Halbuki bu ilim işidir. Arapça’nın inceliklerini ve tefsir ilmini bilmek ve Resulullah efendimizin bu âyetleri nasıl açıkladığına vakıf olmak gerekir. Her zaman yazıyoruz, meallerden din öğrenilmez. Tıp kitabı okumakla doktor olup ameliyat yapılmaz. Anayasa kitabını okuyan hukukçu olamaz, Anayasayı da anlayamaz. Yüzme bilmeyen birinin eline bir tahta verip okyanusun ortasına bırakarak, tarif edildiği gibi sen burada yüzmeyi öğren denmez. Mealden dinin hükümleri öğrenilmez.
Türkçe’de olduğu gibi her dilde deyimler vardır. Manası ile söylenen farklı olur. Mesela bir kimseye gözümden düştün veya gözüme girdin denilse, göz ile hiç alakası olmadığını Türkçe bilen herkes bilir. Birine gözüme girdin, seni çok sevdim, yanımda çok itibarın var, seni takdir ediyorum dense, bunlar birbirinden farklı şeyler değildir. Farklı kelimeler kullanmakla başka şeyler söylenmiş olmuyor.
Şimdi maddeler halinde açıklayalım:
1- Bu âyette, insanın alekadan yaratıldığı bildiriliyor. Aleka = Embriyo, erkekten gelen sperm [meni] ve dişiden gelen ovumun [yumurtanın] birleşmesiyle, yani döllenme ile oluşan organize yapıdır. Embriyo zamanla cenin ve çocuk oluyor.
2- Burada, insanın spermden meydana geldiği söyleniyor. Herkes bilir ki başlangıç olarak elbette çocuk spermden meydana geliyor. İnsan suresinin ikinci âyetinde ise, biraz daha açıklamalıdır. Katışık nutfe deniyor. Yani erkekten gelen spermin ve kadından gelen ovumun birleşmesiyle meydana geliyor deniyor. Bunun çelişki neresindedir?
3- Her canlının sudan yaratıldığı bildiriliyor. Sperm de içi hücre dolu bir sudur. Yine insanın meniden geldiği bildiriliyor.
4- Burada ilk insanı yani Âdem aleyhisselamı topraktan yarattığı bildiriliyor. Sonraki insanların oluşumu ile bunun ne ilgisi vardır ki çelişki olsun.
5- Bu maddede de, insanın çamurdan yaratıldığı bildiriliyor. Çamur, sulandırılmış toprak demektir. Hadis-i şerifte açıklandığına göre, Allahü teâlâ dünyanın her yerinden alınan toprağın çamur haline getirilmesini emrediyor, bu çamur iyice yoğruluyor. Bu çamurdan bir insan heykeli meydana getiriliyor. Güneşte kalarak pişmiş tuğla gibi oluyor. Sonra, Allahü teâlâ bu heykele can veriyor ve Âdem aleyhisselam meydana geliyor. İlk insanın topraktan veya çamurdan yaratıldı denmesinde bir çelişki yoktur.
6- Burada ilk insanın topraktan, çamurdan meydana geldiğini, sonrakilerin ise, meni vasıtası ile ürediği bildiriliyor. Diğerleri ile çelişkili bir durum yoktur.
7- Burada ise öteki âyetlerin bir nevi açıklaması yapılıyor. İnsan önce topraktan, meydana geldi. Sonraki insanlar da sperm vasıtası ile çoğaldı. Sperm de kadında meni ile aleka halini, sonra cenin halini aldığı bildiriliyor. Yani çocuğun meydana geldiği devreler anlatılıyor. Burada da hiç çelişki yok.
8- Bu âyette de yedinci maddedeki durum açıklanıyor. İnsanın belli devreler, aşamalar halinde meydana geldiği açıklanıyor.
9- Burada da, bütün insanların tek kişiden Hazret-i Âdem’den geldiği bildiriliyor. İkinci âyette de, Hazret-i Havva validemizle Hazret-i Âdem’den geldiği bildiriliyor. Bu ikisi farklı bir şey değildir.
10- Bu son maddede ise, ortada hiçbir şey yokken, ilk insan topraktan, sonrakiler de meni vasıtası ile yaratılmış oluyor. Bu on maddenin hiç biri, diğeriyle çelişkili değildir.
Netice:
1- Allahü teâlâ her şeyi yoktan yarattı. Yani Onun yaratmasından sonra var oldular.
2- Hazret-i Âdemi topraktan yarattı. Ondan Havva validemizi yarattı.
3- Bu ikisinden diğer insanları [sperm, ovum vasıtasıyla] yarattı.
4- Bunları ve yaratmasındaki aşamaları âyetlerinde bildirdi.
Aslında âyetlerde çelişki olmadığını ateist kılığına giren misyonerler de pek iyi biliyorlar. Maksatları, çamur at izi kalır düşüncesiyle müslümanların zihinlerini karıştırmaya çalışıyorlar. Fen bilgisini iyi bilen, müslüman bunların tuzağına düşmez.
01-11-10
Ekmek İstedin Afiyet İstemedin
imam Kuşeyri (k.s.) naklediyor:
Sufinin birisi sürekli,
”Allah’ım, senden afiyet istiyorum, Allah’ım senden afiyet istiyorum…!” diye dua ediyordu. Kendisine niçin sürekli böyle dua ettiğini sorulunca, şöyle anlattı:
”Ben, manevi terbiyeye ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Birgün ağırca bir un yükü taşıyordum,
dinlenmek için yükü bir yere koydum. Orada,
”Ya Rabbi, eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlarla yetinirdim!” diye dua ettim. O sırada önümde iki kişi döğüşmeye başladılar; ben de aralarını bulayım diye yanlarına vardım. Birisi, elindeki şeyi hasmına vurmak isterken başıma vurdu, yüzüm kana bulandı. O sırada mahallenin asayişinden sorumlu kimse gelip ikisini yakaladı, beni de kana bulanmış görünce, kavgacı zannedip onlarla birlikte hapse attı. Bir müddet hapiste kaldım, her gün iki ekmek veriyorlardı.
Bir gece rüya gördüm, birisi bana,
”Sen her gün yorulmadan iki ekmek istedin fakat Allah’tan afiyet (beden,din ve dünya selameti) istemedin, işte istediğin sana verildi!. dedi.
Rüyadan uyandım, ondan sonra hep,
”Ya Rabbi, afiyet ver, Ya Rabbi afiyet ver..!” diye dua etmeye başladım. Bir ara hücrenin kapısı çalındı, birisi,
”Hamal ömer nerede ?” diye beni sordu. Beni götürdü, ellerimi çözüp serbest bıraktılar.”
Resûlullah (s.a.v.) buyurur ki:
“Allah’tan afiyet isteyin. Kula kamil imandan sonra afiyetten daha büyük bir nimet verilmemiştir.”
01-11-10
Harama uymak ne demektir?
Sual: S. Ebediyye’de deniyor ki:
(Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine [haramlara] uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya önem vermeyenin imanı gider, kâfir olur.)
Farza uymak elbette şarttır; fakat niye yasaklara, harama uymak gerekiyor? Harama uyunca haram işlenmiş olmaz mı?
CEVAP
Buradaki uymak, o işin gereğini yapmak, verilen emir ve yasağa riayet etmek demektir. Farzlara uymak, dinimizin bildirdiği şekilde, o farzları
yapmak demektir. Haramlara uymak da, dinimizin bildirdiği şekilde, o haramlardan kaçmak demektir. Yasak emrine uyulunca yasaktan sakınmak gerekir.
01-06-10
BÜYÜK MELEKLER VE VAZİFELERİ
İnsanın kalbine doğruyu ve gerçeği ilham eden, namaz kılanlarla birlikte Fatiha Sûresi’nin bitiminde ‘amin’ diyen, her gün sabah ve ikindi namazlarında müminlerle birlikte olan, Kur’an okunurken yeryüzüne inen, ilim ve zikir meclislerini dolaşan ve müminlere rahmet okuyan melekler vardır. Kur’an ve hadislerin izahıyla büyük melekler ve vazifeleri şöyledir:
CEBRAİL: Vahiy getiren melektir. (Ruhu’l–Kudüs ve Cibril) de denir.
AZRAİL: Canlıların ruhlarını alır.(Allahın emriyle)
İSRAFİL: Allahü Teâlâ’nın iradesine uygun olarak kıyamet gününün meydana gelmesini ve tekrar öldükten sonra dirilişi sağlayan, bu işle ilgili olarak Sur denen bir şeyi üfürmekle görevlendirilmiş melektir.
MİKAİL: Tabiat olaylarını Cenab–ı Hakk’ın izniyle idare eden melektir.
HAMELE–İ ARŞ: Arşı taşıyan meleklerdir. Dört tanedir. Kıyamette bu sayı sekiz olacaktır.
KİRAMEN KÂTİBÎN: İnsanın amel defterini hazırlayan yazıcı meleklerdir. Sağdaki melek, sevabı hemen anında kaydeder. Soldaki melek ise, bir günah işlendiğinde, tövbe ve istiğfar edilmediği takdirde, o günahı aynen tespit eder. Kıyamet günü hesap bu meleklerin tespitlerine göre olacaktır. Bu meleklere “Hafaza” melekleri de denir. İyi ve kötü her yapılanı gözetip hıfz etmek ve korumakla görevli melekler.
MÜNKER VE NEKİR: Ölen ve kabre konan kimselere “Rabbin kim, peygamberin kim, dinin ne?” gibi sorular soracak olan meleklerdir. Kabre konan her insan, hangi milletten ve hangi dili konuşursa konuşsun, meleklerin bu sorularını anlayacak, mü’min ise “Rabbim Allah, peygamberim Muhammed (sas), dinim İslâm, mü’minler kardeşimdir, diye cevap verecek ve o andan itibaren kabir, cennet bahçelerinden bir bahçe olacak ve melekler de kendisini kutlayacaklardır. Kâfir ise, bu suallere cevap veremeyecek, kabir onun için bir azap yeri olacaktır.
01-06-10
Basi RAHMET ortasi MERHAMET sonu ise CEHENNEM’den AZAD olan Mübarek
Ramazan ayinin hayrlara vesile olmasini dilerim….
Yagmur yüklü bulutlar gibi gelerek bizleri Bereketiyle donatan Ramazan ayiniz Mübarek olsun…
Cenab-i Hakk’in kapisina ulastirmayacak yollara sapmaktan korumaya vesile olan mübarek Ramazan ayini tebrik ederim.
”Baslangiclar sonuclarin tecelli yeridir”… Rahmet ile baslayan Ramazan ayinin Kurtulus ile Tecelli bulmasi temennilerimle…
Ramazan ayi sana bir mustu, kalbine teselli, ruhunu karanlik ruhlarin baskisindan kurtarmaya vesile olsun…
Ramazan ayi ; kalbini O’nun yoluna koymaya… Ellerini O’nun dergahina acmaya… Ruhunu doyurmaya… Kalbinin gercek vuslati bulmasina vesile olsun…
”Ahh özlemim O’na ki; O beni görür ama ben O’nu göremem” arzusu ile O’na yaklastiran Mübarek Ramazan ayiniz hayirlara vesile olsun…
”Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün..” Tahrim/8 Tevbelerin geri cevrilmedigi Rahmet ve Magfiret yüklü Ramazan ayinizi tebrik eder hayirlara vesile olmasini dilerim….
Bembeyaz yagan bir karin, ne yasanmissa yasansin, gecmisin tüm hatalarini örtügü gibi Ramazan ayinin da senin tüm hatalarini örterek hayirli yeni bir gelecek umud dolu yeni bir baslangica vesile olmasini dilerim ….
Gün batar usul usul…Kararir Gece… Yeniden dogar hersey….” Her sey bitti” dedigin bir anda Mübarek Ramazan ayinin Gönlünde Huzur kokulu bir Gül kök salmasina vesile olmasi temennilerimle….
Dostluklarin sevgi ile beslendigi bu Mübarek Ramazan ayinda gönlünün sevgi ile dolup tasmasini dilerim…
Mübarek Ramazan Ayi Kalbini O’nun yoluna koymayi Ellerini daim O’nun dergahina acmaya vesile olsun..
Mübarek Ramazan Ayi Kalbine önce bulut olsun yagmak icin… Sonra yagmur olsun ilahi sevgiyi yesertmek icin…
Mübarek Ramazan Ayi “O vermek istemeseydi ISTEMEK vermezdi” gercegi dogrultusunda Ruhunda olusan hayr Dua isteginin kabulune vesile olsun….
Mübarek Ramazan Ayi ; sana Vücudunun sihhat ve selameti olan “az yemege”…. Ruhunun sihhat ve selameti olan ”günahsiz olmaya”….. dininin sihhat ve selameti olan “Peygamber Efendimizin güzel ahlakina sahip olmaya” vesile olsun….
Mübarek Ramazan Ayina has RAHMET BEREKET VE MAGFIRET ile hemhal olman dileklerimle….
12-31-09
Küfürlü Sözler Kullanmak Günahtır..
İslamiyetin ruhuna ters düşen her türlü hareket ve sözlerde bulunmak caiz değildir. Şaka yolla dahi olsa bunlardan uzak durulmalıdır.
İslam her hürlü kötülük ve incitmeye karşıdır. Çünkü, İslam insanı insan etmeye gayret ediyor. Hakiki insaniyet mertebesine ulaştırır. Bu nedenle İslam, İnsanı her türlü kemalat ve güzelliğe ulaştıracak emirleri verdiği gibi, her türlü rezillikten ve çirkinlikten uzaklaştıracak fiilleri de yasaklamıştır.
Bu külli kaidelerden hareketle diyebiliriz ki, küfür ve sövme dediğimiz karşıdaki insanları rencide ve rahatsız eden her türlü fiil günahtır. Çünkü müslümanları rencide etmek haramdır. ve insanı günahkar eder. Hatta kafir bile masum ve hatasız olsa, onu rahatsız etmek İslam dininde yasaktır. Çünkü, Peygamberimiz ( a.s.m) “kim bir zımmiye eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım – düşmanıyım- diye buyurmuştur.
12-31-09
İnsanı Cehennemlik Yapan Sebepler
Kıyamet gününde vuku bulacak ilginç sahnelerden biri cennet ehli ile cehennem ehli arasında cereyan edecek karşılıklı konuşmalardır; ki Allah-u Teala sonsuz lütfundan dolayı daha şimdiden o konuşmaları Kur’an-ı Kerim’de bizlere naklediyor ki ibret alalım ve şimdiden başımızın çaresine bakıp vakit geçmeden ve pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelip çatmadan kendimize ahiret azığı toplayalım ve o günde bizi cehenneme sokacak sebeplerden uzak durup, bizi cennetlik yapacak sebeplere sarılalım.
Bu yazıda Kur’an-ı Kerim’in naklettiği o ilginç konuşmalardan birisini ibret almamız niyetiyle hepimize ders olsun diye nakledip etrafında izahatta bulunmaya çalışacağız:
Kur’an-ı Kerim Müddessir suresinin 40 ila 47. Ayetlerinde bu konuşmayı şöyle naklediyor:
“…(Cennettekiler, cehennem ehli olan) günahkarlara uzaktan uzağa şöyle sorarlar:
Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? Onlar şöyle cevap verirler:
Biz namaz kılanlardan değildik.
*Yoksulu doyurmuyorduk.
*(Batıla, kötülüklere) dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk.
*Ceza gününü de yalan sayıyorduk.
*Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
Görüldüğü gibi cehennem ehli cehenneme giriş sebeplerini dört ana maddede sıralıyorlar:
1- Namaz kılmamak 2- Yoksullara yardım etmemek, onları doyurmamak 3- Batıl ve kötülük ehli olanlarla birlikte olup onların yaptığını yapmak, onlarla dost ve beraber olmak. 4- Ceza gününü (kıyameti) yalanlamak
Evet bunlar bir insanı cehenneme götüren sebeplerdendir. Bu ayetten sayılan bu sebeplerin ne kadar önemli olduğunu da anlamaktayız. Şimdi bunlar üzerinde biraz duralım.
İslâm; doğumdan ölüme kadar hayatın ne şekilde yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir yapıya kavuşturulacağını tespit etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplumun yolu İslâmın emrettiği hayat tarzını yaşamak ile mümkün olabilecektir.
Her hayrın başı Besmeledir !
Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.
Sevgili Peygamberimiz: “Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte
hayır olmaz”buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş
olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:
“Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir.
. Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur.
. Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır.
Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız.
. Kat’i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur.
. Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken,
ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir.
. Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir.
. Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir.
***
SELAM VERME ADABI:
Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır.
Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır.
1. İslam’ın emrettiği selamı unutma.
2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme
(Esselamü Aleyküm).
3. Selam verme şekli şöyle:
a) Binek üzerinde olan yürüyene,
b) Yürüyen oturana,
c) Az kişiler çok kişilere,
d) Küçükler büyüklere selam verirler.
4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver.
5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyin”
KONUŞMA ADABI
Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok
şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır.
İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir.
01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek.
02. Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek.
03. Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak.
04. Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek.
05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek.
06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek.
07. Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak.
08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek.
09. Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak.
10. Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur
aramamak.
11. Dilini la’nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak.
12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek. .
13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek.
14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak.
15. Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak.
***
GÜZEL SÖZLER ADABI
Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak
sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman’ın vazifesidir.
Kur’an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir.
1- Doğruya ve yalana çok yemin eden.
2- Fikir ve düşüncesi düşük olan.
3- Şuna buna söven, la’net eden, daima kusur ve ayıp araştıran.
4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan.
5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren.
6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.
7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan.
***
EVE GİRİŞ ÇIKIŞ ADABI
1. Kapının sağında veya solunda durmak.
2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin verilmez ise geri dönmek.
3. Eve girince ve çıkarken “Esselamü Aleyküm” diyerek selam vermek.
4. Evden çıkınca “Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete illabillah” demek.
***
YEMEK YEME ADABI
01. Sofra hazırlanırken yardımcı olmak.
02. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.
03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak.
04. Besmele çekip, Allah’a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek.
05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur
06. Sağ eliyle yemek.
07. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak.
08. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak.
09. Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek.
10. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek.
11. Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek.
12. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak.
13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak.
14. Yemek seçmemeye özen göstermek.
15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek.
16. Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek.
17. Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak.
18. Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak.
19. Yemek bitince “Elhamdülillah” demek.
20. Yemeği yapana teşekkür etmek.
21. Sofra kaldırırken yardımcı olmak.
22. Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak.
23. Sokaklarda yemek yememek ve içmemek.
24. Gezinerek yemek yememek.
25. Helalinden, temiz yemek ve Allah’a şükretmek.
26. Acıkmadan yemek yememek.
Bir hadis-i şerifte:
“Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin,
içeceği zaman da sağ eli ile içsin.
Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer.” buyurulmuştur.
***
SUYU İÇME ADABI
1. Besmele çekmek.
2. Suyu bardaktan (veya tasdan) içmek.
3. Suyu oturarak içmek. 4. Bardağı sağ el ile ağıza götürmek.
5. Bardağın içine nefes vermemek.
6. Suyu üç yudumda içmek sonunda Elhamdülillah demek; su içmenin adaplarındandır.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
“Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için.
Depodan doldurur gibi içmeyin.
Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder.”
***
TUVALET ADABI
1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek.
2. Sol ayak ile girmek.
3. İhtiyacı ayakta değil, oturarak gidermek.
4. Tuvalette konuşmamak, bir şeyler yememek, oyalanmamak.
5. Tuvaletten çıkmadan temizlik kontrolü yapmak (elleri yıkamak).
6. Sağ ayak ile çıkmak.
7. Çıkınca “Gufraneke” demek, adaptandır.
***
YATMA ADABI
1. Yatmadan önce elleri yıkamak.
2. Dişleri fırçalamak.
3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek.
4. Giysilere sağdan giymeye başlamak.
5. Besmele çekip sağ tarafa doğru dönüp yatmak.
6. Yatmadan önce dua etmek, adaptandır.
***
GÖZ KULAK GİBİ AZALARIN TERBİYESİ
Müslüman’a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye
kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı
şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek
İslâm’ın emridir.
***
TOPLANTILARDA ADAB
Kur’an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını
bildirmiştir.
01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek,
02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak,
03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek,
04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek,
05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak,
06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak,
07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek,
08. Sonradan gelene yer göstermek,
09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak,
10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması,
11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması,
12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak,
13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek,
14. Meclis ve toplantılarda edebe riayet etmek.
***
KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ
Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır.
Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır:
1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle
komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. “Peygamberimiz: “Allah’a ve
âhiret gününe İman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari)
2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti
kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36)
3. Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak,
4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek,
Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız:
“Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden,
komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari)
Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten
sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız.
***
MİSAFİRLERE KARŞI VAZİFELERİMİZ
Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir.
Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir,
hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle
buyurulmakta: “Allah’a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari)
Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz
üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır.
Misafirlerimize karşı olan vazifelerimizden başlıcalar şunlardır:
1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak,
2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak,
3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak,
4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak,
5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek.
***
ZİYARETLERİN ADABI
Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir.
Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek suretiyle gönülleri alınmalıdır.
Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir.
Ziyaretlerle ilgili edepleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir.
2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir.
3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir.
4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir.
5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır.
6. Ev sahibinin işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır.
7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları
göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir.
8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler.
Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.